Antalya Organize Sanayi Bölgesi’nde kendi markalarıyla dondurulmuş köfte, döner, kırmızı et ve beyaz et ürünleri üzerinde faaliyet  gösterdiklerini kaydeden Bahar Tavukçuluk ikinci kuşak Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bahar, 2011 yılında 8 milyon yatırımla hindi tesisini devreye aldıklarını ve  günde 3 bin adet hindi kesimi yaptıklarını söyledi.

Türkiye’nin önde gelen tam entegre hindi tesislerinden biri haline geldiklerini ifade eden
Bahar, “Şu anda 16 dönüm alan üzerinde kurulu tesisimizde kanatlı kesim ( mezbaha) ve parçalama üniteleri ile birlikte ürünün sağlık koşullarından ödün vermeden hızlı soğutma, hızlı şoklama (-40) ve depolama (-18) alanlarımız mevcut. Yaklaşık 300 kişiye istihdam sağlıyoruz. Müşteri profili olarak   turizm, ileri işlem  üreticileri, yaygın dediğimiz market kasap ve restoranlar, yemek firmalarını  sayabiliriz. Bunun yanında şehir dışı bayiliklerimiz yoğun bir şekilde çoğalıyor. Türki cumhuriyetler başta olmak üzere yurtdışına ihracat yapıyoruz” dedi

Bahar Tavukçuluğun 1968 yılında firmanın kurucusu İbrahim Bahar tarafından Antalya’ya ilk entegre civcivi getirerek tavuk çiftliğini kurduğunu anlatan Bahar, “1995 yılında Ördekçioğlu piliç ile ilk entegre piliç bayiliğini alarak yoluna devam ettik. 2000 yılında Ördekçioğlu’nun ismi Pak Piliç oldu. 2001 yılında ise Keskinoğlı bayiliği alınarak 3’ncü şirket olan beyaz tavukçuluk kuruldu. 2004 yılında ise Antalya Organize Sanayi Bölgesi’nde yer alarak faaliyet göstermeye başladık. 2007 yılında OSB’de 1200 ton kapasiteli 2500 metrekare kapalı alanlı tesisi devreye soktuk. Antalya OSB’de kendi markamızla dondurulmuş köfte, döner, kırmızı et ve beyaz et işleme tesislerimizin yanına 2011’in 2 döneminde hindi yetiştiriciliği ve hindi kesimhanesi yatırımlarımızı devreye aldık” diye konuştu

2012 yılının olumlu bir yıl olduğunu bildiren Bahar, “Akdeniz  Bölgesi’nde böyle bir işe kalkışmak gerçekten cesaret istiyordu. Çünkü bu bölgede iklimden dolayı kümesleşme yok  hava şartları kanatlı yetiştiriciliği için uygun değil. Fakat bu riske girerek bölgeye yeni bir tesis  kazandırdık. Tarımdan çok kazandırdığı için bir çok fason üreticisine yeni bir iş imkanı sağladık. Fason üretim için yoğun talepler alıyoruz. 2013 yılı yeni yatırım hedeflerimiz  mevcut. Bahar grup  olarak daima yeni projelerimiz ve hedeflerimiz var. Yeni yılda ileri işlem (sucuk salam sosis ) tesisi kurmayı planlıyoruz. Kısa sürede bu konuda önemli yollar kat edeceğimizi düşünüyoruz. Çünkü hem müşteri portföyümüz bizi buna zorluyor , hem de yapmış olduğumuz hali hazırdaki işlerin bir bacağı bu yatırımı gerektiriyor” şeklinde konuştu
Kanatlı sektörü yeni ürün yönetmeliği ile birlikte ciddi bir değer kazandığını bildiren Bahar şunları söyledi: “Daha önce kullanılan soyalı ve mekanik kıymalı  ürünler yerine yeni yönetmelikle birlikte  yüzde 100 kırmızı et ürünlerinin reyonlardaki rakibi yüzde 100 hindi ve yüzde 100 piliç ürünleri oldu. Bu durum bu ürünlerde  ciddi bir talep artışına haliyle de fiyat artışına sebep oldu. Sektörde  ürün rekabeti şu anda yerine oturdu diyebiliriz. Bu durum üreticilerin uzun vadede planlar yapmasını sağlayacaktır. Tarım il müdürlükleri üreticileri sürekli denetlemektedir. Ülkemize asla GDO’lu ürünler girememektedir.”

Türkiye’de hindi tüketimin yeteri kadar olmadığını anlatan Bahar şu bilgileri verdi: “Türkiye maalesef hindi etini tanımıyor. Sadece yılbaşında pişirdiği ve alışkanlığı olmadığı için tadının farkına henüz varamamış durumda. Hindi eti protein oranı olarak kırmızı etten yüksek kalori oranı olarak beyaz etten daha düşüktür.Yani çok sağlıklı bir üründür.Ayrıca sadece tavuk (dana-kuzu) ve balıktan sonraki tek protein alternatifimizdir. Hindinin but etini kuzu etinden ayıramazsınız. Fiyatı da yarısı kadardır. Dolayısı ile hindi eti layık olduğu yerde değildir. Ancak hızla büyümekte ve layık olduğu yere ulaşma hedefinde ilerlemektedir. Tarım il müdürlükleri üreticileri sürekli denetlemektedir ve bu konuda bakanlık üstün bir çalışma gerçekleştirmektedir. Bakanlıktan beklentimiz merdiven altı üretimle mücadele edilmesi haksız rekabetten bizim gibi işletmeleri korumasıdır. Ayrıca sadece eser miktar ve bulaşık nedeniyle isim almış firmaların isimlerine zarar verilmemesini analizlerde oran bakılarak iyinin kötüden hakkaniyetle ayrılmasını talep ediyoruz.